Üzerine yapışkan terler bulaşmış ipek teni, karanlık odanın loş ışığında parıldıyordu. Avery Black, Asyalı güzelliğiyle siyah devin arasında sıkışıp kalmıştı; o iri ve sert yarak onun amcığını parçalamaya kararlıydı. Siyah adama teslim olmuş o kıvır kıvır saçlı folloş, dudaklarını ısırıyor, gözleri yerinden fırlayacakmış gibi heyecanla kıpkızardı. Sert dayamalarla sarsılan bedeninde elektriklenmeler yayılıyor, her kökleyişte içindeki ateş biraz daha alevleniyordu. Amcığı derin derin dolduran koca kara iblis, onu sadece vurmuyordu; onun içine işlemiş, her hareketinde göğsünü yumrukluyor, nefesini kesiyordu.
Bacaklarını kalçasına dolayan adamın kasları gerilirken Avery’nin ince beli zorlukla dayanıyor, çığlıklarında hem acı hem de sapıkça zevk birleşiyordu. O koyu tenli adam arada bir elini salıncağa vurur gibi aşağıdan yukarıya sürtüyor, amcığın yanaklarını şaplaklarla kızartıyordu. Kalçalarına vurdukça yumruğunu sıktı; “Hadi orospunun deli amcığını tırnağımla çizdim” diye fısıldadı öfkeyle ama Avery’nin yumuşak sesi hemen ardından “Daha hızlı… Dayanılır gibi değil” diye karşılık verdi.
Sırıtarak ve sertçe devam etti bu vahşi dansa. Bir yandan kuyruğunu çıkarmaya çalışan beyaz adam ise kızı sahiplenen kara canavarın yanından sarkarak kendi sırasını bekliyordu. Avery’nin amında artık sıcak bir patlama hissediliyordu; içindeki deli hayvanlar peş peşe hizalanmış, onu birdenbire sömürdü. Karanlıkta yankılanan iniltiler ve kabına sığmayan çılgın nefes alışverişleri ortamı iyice gerdi.
Sonunda o boyun eğmez gücü karşısında eridiğinde yüksek bir çığlık kopardı; siyah adam yavaşlayıp içindeki mücevheri doyasıya kullandığı anlarda Avery’nin bedeni titredi, amcıktan gelen yoğun haz dalgasıyla kendinden geçip bayılmazdan önce son kez kendini bırakmayı başardı. Bu an tam anlamıyla kirli ve sınır tanımayan bir sapıklığın zirvesiydi; kontrolün tamamen kaybedildiği ve arzuların kudurmuşça hükmettiği an…